KALP KIRMAK-AFFEDİCİ OLMAK

KALP KIRMAK-AFFEDİCİ OLMAK

Allah C.C. insana en büyük nimet olarak kalp vermiştir.Çünkü Kalb yani gönül, yaratılmışların en üstünü, en yücesi ve en şereflisidir. insan, insanın dışında bulunan her şeyi kendinde topladığı için, yaratılmışların en değerlisi olduğu gibi, kalb de, insanda bulunan her şeyi kendinde topladığı için çok değerli ve kıymetlidir. Kendinde çok şey bulunan, Allahü teâlâya her şeyden dahâ yakındır.
İnsanı insan yapan kalpdir.İnsanı meleklerden de üstün yapar yada diğer yaratılmışlar dan da daha aşağısı
Bu nedenle , küfürden sonra en büyük günah, kalb kırmaktır.Diğer dinlere mensup insanların,Ateistlerin veya ne inanırsa inansın ateşe tapsa,şeytana tapsa dahi kalbini kırmamalıdır. İnanmış bir Müslümanın korkusu, bir başkasının kalbini kırmak, onu incitmektir. Dinini bilen ve bildiklerine uygun hareket eden temiz ve sâlih bir Müslüman, ölü gibi olması gerekir,ölü hiç kimsenin kalbini kırmaz, incitmez ona sui zanda bulunmaz ona iftira etmez onun hakkında kötü düşünmez.. ölünün,diri ile kavga ettiği hiç görülmemiştir.
Bir kalbi kırmak, senelerce ibâdet ve zikir sevabının hepsini alıp götürür.Dinimiz öyle bir dindir ki, kâfirin dahi kalbini kırmayı yasaklamıştır. Nerde kaldı ki, Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine inanan, Allah diyen bir Müslümanın kalbi kırılsın. Zira bir mü’minin kalbini kırmak, çok büyük günahtır, ve harâmdır.
Gıybet, suizan ve kalb kırmak, kul hakkıdır. Eziyetlere katlanmak, kızmamak, güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak, hüsni zanda bulunmak güzel ahlâktandır. Bunun için hiç kimseyle kavga münakaşa etmemelidir. Münakaşa, dostun dostluğunu giderir, düşmanın da düşmanlığını arttırır. Müminler dua eder, Kafirler,fâsıklar, münâfıklar ise, dedikodu ve gıybet ederler..
Hadis-i Şerif de Kalp kırmak:
Peygamber efendimiz; mübârek elleri ile Kâbe’yi göstererek; (Ey Kâbe, sen Allahın evisin. Sen mübâreksin fakat bir Müslüman,bir mü’minin kalbini kırsa 70 defa seni yıkmaktan daha büyük
günaha girer) buyuruyor.
Peygamber efendimiz, eshab-ı kirama hitaben böyle buyuruyor. Bir mü’min, bir mü’minin kalbini kırsa, 70 defa Kâbe’yi yıkmaktan beter günaha girmektedir. Müslüman olarak hepimizin bunları okumamız, öğrenmemiz ve ona göre hareket etmemiz lazımdır.
Kuranda : Affedici Olmak
, Yüce Allah affetmeyi 14 asır önce Kuranda insanlara önemle tavsiye etmiştir, Kuran'da tavsiye edilen güzel ahlak özelliklerinden biri de "affedici ve bağışlayıcı olmak"tır:
^^Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (Araf Suresi, 199)
Bir başka ayette Allah, "... affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir." (Nur Suresi, 22)^^şeklinde buyurmaktadır. Kuran ahlakından uzak yaşayan kimseler için affetmek son derece zordur. Çünkü yapılan bir hata karşısında hemen öfkeye kapılırlar. Ancak Allah müminlere affetmenin daha güzel bir davranış olduğunu bildirmiştir:
Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir... (Şura Suresi, 40)
Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Teğabün Suresi, 14)
Kuran'da "Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir." (Şura Suresi, 43) ayetiyle de affetmenin üstün bir ahlak özelliği olduğu haber verilmektedir. Dolayısıyla müminler affedici, merhametli, hoşgörülü davrananlar ve Kuran'da bildirildiği gibi onlar, "öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir." (Al-i İmran Suresi, 134)
Alimlerimizin sözleri:
imâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar
hiçbir şey yakın değildir. Mü’min olsun, âsî olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. çünkü, âsî olan komşuyu da korumak lâzımdır. Sakınınız,
sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyâde inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günâh yoktur. çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. insanların hepsi, Allahü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi döğülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin biricik mâliki, sâhibi olan efendinin şânını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlûkları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir. izni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hattâ, onun emrini yapmak olur.”
Abdullah-ı Dehlevî hazretleri de buyuruyor ki;
Hiç kimseyi incitme!
Netice olarak; kalb kırmamalı, hiç kimseyi incitmemelidir.
Değil mü’minin kalbini, kâfirin kalbini bile incitmeye hakkımız yoktur.
Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırmamalıdır. çünkü kalb kırmak,
Allahü teâlâyı incitmek demektir. Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Ev sahibine eziyet edenin komşusu da incinir.
Ahmed Yesevî hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma! Kalb kırmak, Allah ü teâlâyı incitmek demektir.”
Müminlerin affedicilik anlayışları, Kuran ahlakını yaşamayan insanlarınkinden çok farklıdır. Bazı insanlar, karşılarındaki insanı bağışladıklarını affettiklerini söyleseler de, bu kişilerin kalplerindeki kin ve kızgınlıktan kurtulmaları uzun sürer. Tavırları hal ve hareketleri genellikle bu kızgınlığı yansıtacak şekildedir. Müminlerin affediciliği ise samimidir. Müminler insanın dünyada imtihan olan, hata yaparak öğrenen bir varlık olduğunu bildikleri ve kabul ettikleri için hoşgörülü ve şefkatlidirler. İnanan gerçek müminler, tamamen haklı oldukları ve karşı tarafın tümüyle haksız olduğu bir durumda bile hiç tereddütsüz affedebilirler. Affetme konusunda, hataları, büyük ya da küçük olarak ayırmazlar. Bir kimse hatayla büyük bir olaya veya kayba neden olabilir. Ancak meydana gelen her olayın Allah'ın kontrolünde ve bir kader dahilinde geliştiğini bilen müminler, bu tür bir olay karşısında tevekküllü davranır ve kişisel bir kızgınlık içerisine girmezler.
Kısacası öfkelenmek insanın en başta ruh halini olumsuz yönde etkileyen ve buna paralel olarak sağlığını zedeleyen bir tavır bozukluğudur. Affetmek ise kişiye zor gelse de öfkenin getirdiği tüm olumsuzlukları ortadan kaldıran, kişinin hem fiziken hem ruhen sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olan güzel bir davranış şekli, üstün bir ahlak özelliğidir. Elbette ki affetmek, sağlıklı kalmaya vesile olan davranışlardan biridir ve herkesin yaşaması gereken olumlu bir özelliktir. Ancak affetmede asıl amaç her şeyde olduğu gibi- Allah'ın rızasına uygun bir ahlakı yaşamak olmalıdır. Allah C.C. bildirdiği üzere birbirimizin kalplerini kırmayalım, arkadaşlarımızla dost ve akrabalarımızla, komşularımızla hatta yabancı ve diğer dine mensup olsalar dahi iyi geçinelim, kötü söz söylemeyelim,gıybet ve süi zanda bulunmayalım.Onların hatalarını açığa çıkarmayalım,Yüzlerine vurmayalım,Hatalarını bilakis kimse öğrenmesin diye saklayalım.Sancak böylece gerçek inanmış birer mümin olabiliriz.
Selam ve Dua




 

Yorum Yaz